Duyuru :
Yeniden, yepyeni bir heyecanla buralardayım.. Sizi çok değişik yazılar bekliyor; hazırlıklı olun!

Siz Hiç Akasya Çiçeği Yediniz Mi? Ben 5-10 Kilo Yemişimdir..

Akasyalar.. Bana göre baharın habercisi onlardır. Çoğu ağaç ilkbaharın başında çiçek açar. Akasyalar açmaz; bekler. Havanın daha da ısınmasını; sıcaklıkların bahar havasını hakkıyla temsil edebileceği seviyelere ulaşmasını beklerler. Bu yönleriyle asil görürüm onları. Erken ilkbaharda açıp soğuk yiyen "cahil" ağaçlara benzemezler :) (benzetmelere gel :))

Bu aralar, havanın ısınmasını fırsat bilen akasyaların bir bir çiçek açmalarına şahit oluyorum. Öyle huzur veriyor ki insana çiçek açmış; beyaza bürünmüş akasya ağaçları.. Bu güzel görüntü bir yana, her akasya gördüğümde çocukluğumu hatırlar, gizli kaçamak gülümserim (yok yok, tabii ki gülümsemek ayıp değil. Ama bu ülkede hiçbir durum yokken gülümseyene farklı bakıyorlar ya. Ondan bu gülümseyişlerimi saklamam).

Çocukluğum diyordum.. Benim akasyalarla tanışıklığım ilkokul yıllarıma dayanır. Az çekmediler benden :). İlkokul döneminde, ilkbaharda, her okul çıkışı yolumuzun üzerindeki akasyalara dalardık.

Yazıya resim ararken buldum. Mor akasya
mı olurmuş yahu. Bizim zamanımızda yoktu
bunlar :) Mor salkımmış (Wisteria Sinensis)
ismi. Anavatanı Çin ve Japonya'ymış..
Doyum olmazdı okul yolundaki akasyalara.. "Akasya yenir mi hiç?" demeyin.. Öyle bi' yenir ki.. Daha önce yememiş olanlara en yakın zamanda denemelerini tavsiye ederim :). Öyle yoldan geçerken birkaç tane ağaçtan koparıp da yemeyiz. Dalardık diyorum.. Bayağı avuç avuç yerdik. Doymazdık da.. Okul elbiselerimizi çıkarıp tekrar akasya ağaçlarının olduğu caddeye gelişlerimizi hatırlıyorum. Bizim için okul dışı aktiviteydi bir yerde :)

Akasyalardan sonra dut ağaçlarına dalardık yaz bitene kadar. Hatırlıyorum da bir arkadaşım (mükremin) koskocaman bir dut ağacının tepesinde kalmıştı da onu öylece bırakıp kaçmıştık. Kaçarken de "Ablaa.. Dutlara dalıyorlar!" diye bağırmıştık. Abla dediğimiz kadın çıkmıştı, ağzına geleni saymıştı bizimkine. Bizimki de, garip, ağaçta kaldığına mı üzülsün, abladan mı korksun bilememişti :). Yani o anı bir ressam çizmiş olsa 'Da Vinci'  kadar ünlenir, tablosu da 'II. Mona Lisa' ismiyle anılırdı :)

Akasyadan bahsediyordum; bak neler geldi aklıma :) Daha sonra arkadaşım, her nasıl olduysa ablayla sohbet etmeye başlamış ve ablayla hemşehri çıkmışlar.. Baktık ses seda yok, gittik ablanın bahçesine. Arkadaş hâlâ ağaçta. Bir şekilde indirdik onu, sonra başladık ablayla sohbete :) İzin vermişti bize; her yaz uğramıştık o dut ağacına :)


Akasya çiçeklerini yerken arılara dikkat etmek gerekir. Bir ara benim elimi sokmuştu bir arı da oradan biliyorum :) Şişmiş; davul gibi olmuştu elim. Birkaç gün akasyalardan uzak dursam da dayanamamış; yemeye devam etmiştim :)

Akasyalar benim için geçmiş günlerde olduğu gibi, baharın habercisi, eğlence kaynağıdır. Tadını bilmeyen, hiç denememiş olanlar da bu yazıyı okuduktan sonra denesinler. Pişman olmayacaklarına eminim.. Bu güzel, güneşli günlerin devam etmesi dileğiyle.. Bol akasyalı günler :)..
 

Yazıların tüm hakkı blog sahibine aittir. İzin alınmadan, kaynağı belirtilmeden yayınlanamaz.
Copyright © 2013
Site temasının aslı "Creating Website" tarafından oluşturulmuştur.
Blogger tarafından desteklenmiştir.